Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0’dan, seri üretime geçiş ve elektriğin kullanımıyla oluşan 2.0’a, dijital evrimle birlikte ortaya çıkan üretimde otomasyonun getirdiği Endüstri 3.0’a, sonrasında ise bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve nesnelerin internetinin ortaya çıkması ile Endüstri 4.0’a geçiş gerçekleşti.

 Değişim burada bitmedi. Aksine, insanlık son yıllarda toplumsal, kültürel, politik ve askeri alanlarda, daha önce hiç olmadığı kadar radikal değişimler içerisinde. Bu radikal değişikliklerin temelinde ise teknolojik gelişimler var. Bu durumun en büyük göstergesi ise Endüstri 5.0 modeli ve yapay zeka gibi toplum odaklı insansız teknolojiler; ki bunlar, düşünebilen, çevresi ile etkileşime girebilen, istatistiki algoritmalara ve insan beyni örneğini temel alarak geliştirilen ağlardan ve verilerden oluşan, mantıksal çıkarımlar yaparak karar verebilen makineler ve bilgisayar programları şeklinde tanımlanabilir.

İlk olarak Bilişim Fuarı CeeBIT 2017’de Japonya Başbakanının bahsettiği Endüstri 5.0 ve bununla birlikte, teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplum felsefesine dayanan Toplum 5.0 modeli ortaya çıktı.

Bu toplum modeli, insanlar ve toplum odaklı insansız teknolojiler arasında ayrılmaz bir birliktelik ve “Süper Akıllı Toplum” fikrini öngörüyordu. Buna göre, ABD, Çin ve Rusya gibi pek çok ülke başkanlarının da söylemlerinde değindiği üzere; yapay zeka üretilebilen ülkeler geleceği şekillendirme ve dünyayı yönetme imkanına sahip olacak. 

Yapay zeka, toplum yapısının bu denli vazgeçilmez bir bileşeni haline gelmişken; onun, savaş ortamından bağımsız kalması beklenemez. Özellikle, günümüzde radarlardan, insansız hava araçlarından, erken uyarı sistemlerinden, istihbari kaynaklardan ve askeri harekat ortamlarından edinilen bilgi kaynaklarının çeşitliliği ve toplanan verinin hacmi artmışken ve hızla artmaya devam ediyorken; yapay zekanın savaş stratejilerine dahil olması ve hatta savaşın seyrini belirleyecek konuma yükselmesi kaçınılamaz. 

Yapay zeka olmasaydı, verilerin ve kaynakların işlenmesi ve yorumlanması imkansız olacaktı. Ancak yapay zeka ile birlikte veriler çok kısa bir sürede analiz edilip işlenebiliyor ve mantıksal sonuçlar üretilebiliyor, üstelik neredeyse sıfır hataya yer vererek. Bunun sonucunda, askeri karar alma süreleri kısalıyor, daha efektif ve doğru kararlar alınabiliyor, gerçek zamanlı düşman faaliyetleri ve olası tehditler saniye saniye izlenebiliyor, çok geç olmadan en isabetli şekilde önleyici aksiyonlar alınabiliyor.

Buna göre, yapay zeka ile askeri güç farklı bir biçim kazandığı yadsınamaz bir gerçek.

Yarının savaşları; askerler, dronelar ve yapay zeka temelli sistemlerin kombinasyonunu temel alarak yapılacak. Buna bağlı olarak Çin, 2017’de yayımladığı ulusal stratejisinde, yapay zeka teknolojisini stratejik yetenek olarak tanımladı. Fransa, harekat sahasında üstünlük kurabilmek için yapay zeka teknolojisini olmazsa olmazı olarak belirledi. Nesnelerin internetinden sonra, makine ve insanlardan oluşan geniş bir savaş ağı olarak adlandırabileceğimiz “Savaşan Şeylerin İnterneti” modelini geliştirmek için özellikle ABD ordusu çalışmalarını şu anda sürdürüyor.

2018 yılında yayımladıkları, geleceğin yapay zeka destekli savaşlarının çehresini özetleyen raporlarına göre; bağımsız yer sensörlerinden, güdümlü füzelere, insansız hava araçlarından boyutları böcek boyutunda  olan mobil sensörlere ve askeri birlik ve malzeme taşıyabilecek devasa araçlara dek her teknolojinin arkasında yapay zeka desteği olacak. Bunun yanında, ‘akıllı şeylere’ ek olarak, siber robotlar savaşa dahil olacak ve bu robotlar çeşitli bilgisayarlar ve ağlar gibi tüm siber sistemin içinde olup, siberuzayda hareket edecek.

Yapay zekanın savaşlara bu denli dahil olması korkutucu gibi görünse de, caydırıcılığı yüksek olacağından, yapay zeka teknolojisi geliştirmek ekonomik kazanç da getireceğinden ve nükleer saldırı ve savunma gibi durumlarda insan kaynaklı hataların önüne geçilip pek çok felaketi önleyebileceğinden; olumlu bir tablo oluşturuyor aslında. Kararlar çok daha hızlı, tereddütsüz ve doğru alınacak, sivil kayıp ve kaynakların kaybı en aza indirgenecek. 

Sonuç olarak, bilgi tabanlı savaş stratejilerinden yapay zeka tabanlı stratejilere geçiş çoktan başladı ve ülkeler teknoloji savaşına girişti ve bu da yapay zeka alanındaki mücadelenin gelecek savaşları şekillendireceği önermesini destekliyor. Burada bizlerin yapması gereken ise; bu teknolojileri tanıyacak, üretecek ve gelişimini yönetebilecek bilgi ve yetkinlikle donanabilme, bu bilgi ve yetkinlikte nesiller yetiştirebilme. Ancak bu şekilde, yapay zeka yarışına dahil olup gelecekte söz sahibi olabilir, yapay zekanın savaşlara dahil oluşundan olumlu sonuçlar elde edebiliriz. 

https://onedio.com/haber/levent-uysal-yazio-savaslari-yeniden-mi-icat-ediyoruz-970355